sosyal bilimler okumak hayatımı mahvetti
başlık abartı. evet abartıyorum çünkü suç atacak birine ihtiyacım var. hayatta verdiğimiz tüm kararların sorumluluğunu almak kabul edilemeyecek kadar korkunç. ama 30’u da geçtiğime göre küçükken başıma gelenleri suçlamanın da bi anlamı ya da faydası olmadığını da anlamış olmam gerek artık. birkaç yıl sonra, aile evinde geçirdiğim süreden daha fazlasını kendi başıma geçirmiş olacağım, kimileri için bu eşik çoktan aşılmış bile olabilir. korkunç. “ben küçükken şöyle olmuştu ben bu yüzden böyle old…” cümleyi devam ettirme. kimseye faydası yok. sen bu cümleyi bitirene kadar biraz daha yaşlanacaksın zaten. bi süre daha eksilecek ömründen. istediğin yerde misin? peki istediğin ne?
kimi zaman gelişine yaşamaya karar veriyorum. hayat bu kadar da zor olmasa gerek be şule, yaşayan nasıl yaşıyor, irdeleme, ne geliyorsa onu yaşa. sonra bakıyorum 30 olmuşum, nerdeyim? ne istiyorum? bilmem. hayat böyle bi şey miymiş… dur dur tamam enseyi karartma. bak iyi kötü bi şeyler inşa ettin şimdiye kadar. maddi değil belki manevi. nasıl yani? kendini tanıdın ya onu diyorum. ha evet. ta ki bi gün verdiğin kararların mantığını anlamadığını fark edene kadar. o gece sabaha kadar ağlayabilirsin. ağla. başka ne gelir ki elinden.
kafamın içinde beyin yerine arı kovanı var gibi hissediyorum. nasıl yani? berrak bi düşünce çıkmıyor. yalnızca uğultu. tekil vızıltıların ne anlama geldiğini anlamak mümkün değil.
bi noktada tamamlanmış hissetmem gerekmiyor muydu? gereklilik derken… kim vadetti sana bunu… tamamlanmak ne ayrıca? operasyonel tanımını yapsana yiyorsa… daha bunu yapamıyorsun ne istediğini bildiğinden emin misin?
terapiye mi gitsem… gidip napıcaksam… foucault o fikri de mahvetti. terapi neyi değiştirebilir? beni standarda biraz daha yaklaştırıp sürüden ayrı değilmiş gibi hissetmeme mi yardım edecek? bi kere daha çocukluğuma inmek istemiyorum. o küçük kızla yüzleşmeye yüzüm de yok gücüm de. çok yazık ettik ona.
kendimce bi doğrum vardı. ona gidiyordum. maddi bi hedef değildi. onurlu olmaya çalışıyordum. ince ince işlediğim bütün bu fikirler tepeme yıkıldı ben de altında kaldım. doğru diye bir şey yok. her karar iyi ve kötü sonuçlar doğurur. herhangi bir karar vermekten kaçıp hayatını duraklatmaya çalışma boşuna. bunun da bir karar gerektirdiğini ve iyi/kötü sonuçları olduğunu anlayacaksın nihayetinde. ve enkaza bir büyük darbe daha… BAM!
bu tür düşünceler sürekli aktif bir şekilde meşgul etmiyor zihnini. ama geldiklerinde biliyorsun ki aslında hiç gitmemişlerdi. sadece sesleri kısıktı. hakikat bu. hiçbir şey bilmediğin. doğru diye bir şeyin olmadığı. her kararın sonuçlarına katlanmak zorunda olduğun.
biri bana bi şey desin. şöyle yaparsan direksiyonu iyi bir rotaya kıracaksın desin. köprüden önce son çıkış. insanlar astrolojiyle böyle böyle kafayı kırıyor anladım. pozitif bilimler çok mu bilim sanki… objektif diye bir şey mi var… duyduğun gördüğün öğrendiğin her şeyi süzgeçten geçirip sorgula. sorgulamazsan tek boyutlu biri olacaksın. sorgularsan da kafayı yersin. tercihini yap. sonuçlarına katlan.
Yorumlar
Yorum Gönder