2025'i paketliyorum 🎁
Evet, o gün geldi. 7 yıllık geleneğimizi devam ettirmek adına bilgisayar başındayım. Vay be... Ne çabuk 7 yıl olmuş. Böyle minik gelenekleri sürdürebilme yeteneğimle gurur duyuyorum. Karşılık beklemeden sadece kendim için bir şeyler üretebilme tutkum hayatı daha yaşanabilir kılıyor.
Bu kez etkilenmemek adına önceki yılları okumayacağım. Ama 2024'ü Hollanda'da paketlediğimi hatırlıyorum. 2025'i ise Londra'da bir kafede paketliyorum. Yörüklüğümün hakkını vermeye başladım 30'a yaklaşırken. Hayatımın bu belirsizliği böyle durumlarda hoşuma gidiyor. 6 sene önce yıl paketlemeye başlayan Şule bu yazıyı nerede yazacağımı asla tahmin edemezdi mesela. Bakalım 2026'yı nasıl paketleyeceğim.
Bu senenin bilançosu kabaca şöyle: 7'si yurt içi, 7'si yurt dışında olmak üzere 14 şehir, 5 (buçuk) kitap (utanç verici), 55 film (gayet iyi, haftada bir film hedefime uyum sağlayabiliyorum iki senedir), 2 yeni titr (halalık ve öğrencilik -bu yeni değil yine ama özlemişiz-).
Aklımda kalan bazı filmler şöyle:
Sorry, Baby
Petite Maman
Sentimental Value
My Favorite Cake
Memoir of a Snail
Letterboxd profilim için tıklayınız.
Bunlar dışında yine bir sürü düşüş kalkış, gözyaşı ve gülüş, yola çıkış ve eve varış...
Bu sene hayatımdaki en büyük değişiklik Londra'ya taşınmaktı elbette. Hayatımın bir döneminde en azından bir süreliğine yurt dışında yaşamayı çok uzun süredir istiyordum. Yurt dışında her şey daha güzel olduğundan değil zira böyle bir şey asssla yok. 11 sene boyunca ailemden uzak bir şehirde yaşadıktan sonra zorluk derecesini biraz artırmak istedim. Seviyeyi artırmayınca büyüme hızı yavaşlıyor. (Seviye yalnızca bir yerlerden uzaklaşınca artmıyor tabi ki, herkesin imtihanı başka, bu benim kendim için seçtiğim macera). Seviye artınca da bu zamana kadar öğrendiğimi sandığım, yapabilirim diye düşündüğüm her şeyden şüphe etmeye başlıyorum tabi. Bu zorlu adaptasyon sürecini atlatınca her şey biraz daha normalleşiyor.
Londra'ya taşındığım ilk gün 6 kat boyunca yaklaşık 40 kiloluk yük taşıdım, birkaç gün sonra telefonum elimden çalındı (yarım saat sonra bulundu), ikinci hafta artık var olduğunu bile bilmediğim koronaya yakalandım ve halüsinasyon görmeli yüksek ateşli hastalığımı kendi kendime atlattım, İngilizceyi çok geç yaşta öğrenmeye başlayıp çoğunlukla kendi çabamla ilerletmiş olmama rağmen ana dili İngilizce olanlar kadar iyi konuşamadığım için moralim çok bozuldu (durumun saçmalığını tartışmayalım, her zaman dünyanın en mantıklı insanı olmuyorum)... Bazen sınıfta hocayı dinlerken "Oha ben şu an başka ülkedeyim ve ana dilim olmayan bir şeyi baya baya anlayıp cevap verebiliyorum nasıl yani" hissiyatı geldiği oluyor. Komik ve güzel bir his.
Bu arada telefonumu çalan hırsız, telefonumu bulduğumuz için salındı... Kariyer hedeflerimi yeniden oluşturdum: Londra'da hırsız olmak! Mükemmel bir iş kolu: yakalanırsanız çaldığınız ürünü geri vereceğiniz için cezalandırılmayacaksınız; yakalanmazsanız zaten cezalandırılmayacaksınız...
Bu hırsızlık olayı psikolojimi alt üst etti gerçekten. Zaten zayıf olan güven duygum bedenimi tamamen terk etti, sokağa çıkmaya korkar oldum. Sonra insanın iyileşme kapasitesinden bir kez daha büyülendim. Her şey tamamen çözülmüş olmasa da terapi yardımıyla ilk günlerden çok daha iyi bir duruma gelebildim. İngilizce terapi almak da apayrı bir deneyim oluyor bu arada. Bunu da yaşamadık demeyiz.
Bu yaşta başka bir ülkeye taşınmanın hem birçok kolaylığı hem de birçok zorluğu var. Artık daha stabil, daha gerçekçi, daha mantıklı bir insanım ama bambaşka bir kültürde yeni insanlar tanımak o kadar zorluyor ki beni. İstiyor da yapamıyor değilim, direkt istemiyorum. Bir kez daha anlıyorum ki ben arkadaş edinmekte iyi değilim ama arkadaşlığı sürdürmekte iyiyim. Ama başka bir ülkeye taşınınca var olan arkadaşlıkları sürdürmek de çok kolay olmuyor. Her türlü ilişki şekil değiştiriyor ve tüm bu ilişkileri sürdürmek çok fazla emek istiyor. Doğal seçilimle elenenler de oluyor, daha bir güçlenenler de. Bunlar kötü şeyler değil, hayatın doğal akışı... Uzun bir süre konuşmadıktan sonra yüz yüze geldiğimiz ilk an ilk günkü gibi olabilen tüm arkadaşlıklarıma kocaman bir minnet sunuyorum. Yeni arkadaşlar edinememiş değilim, çok tatlı keyifli sohbetlerde kendimi bulduğum oldu ama 30'a yaklaşırken heyecan, macera, belirsizlik yerine tutarlılık, stabillik, güven daha çok öne çıkmaya başladı benim için.
Bunun dışında hala oldum!!! Bu da beni çok heyecanlandırıyor çünkü dürüst olacağım, bende pek anaçlık yok bence, bundan önce bebeklerle ve çocuklarla çok anlaşamazdım (yani hala belli değil anlaşıp anlaşamadığım tabi) ama kalbimde yeğenim için yeni bir alan açılmış gibi geliyor şimdi. Diğer bebeklere de başka bakmaya başladım. En son gördüğümde bize tepki vermeye de başladığı için, gözümüzün önünde karakteri gelişmeye başladığı için daha da özlemeye başladım onu. Umarım çok güzel bir hayatı olur, sevildiğinden bir an bile şüphe etmeden büyütebiliriz onu. Doğmak için benim Türkiye'den taşınmamı bekleyip hemen sonraki gün doğduğun için kalbim bir çıt kırıldı ama seni çok seviyorum halasının gülü.
Öte yandan, ikinci kez bu işe giriştiğim için yeni yüksek lisansımdan beklentim çok gerçekçi. İyi bir eğitimin beni çok iyi yerlere getireceğini düşünecek kadar salak değilim artık. Keyif almaya, yeni şeyler öğrenmeye, alabildiğim kadar verim almaya bakıyorum bu kez. Akademik mentorumle bu durumu paylaşmaya çekiniyordum ama "Ben çok iyi notlar almayı planlamıyorum, bir şeyler öğrensem ve geçsem yeter, beklentiniz yüksek olmasın. Akademiyi de gördüm, iş hayatını da, artık ayaklarım yere sağlam basıyor" diye kendimi açıklamama rağmen çok olumlu karşıladı. Gerçek konuşmaları çok seviyorum. Bu durumun dışında olanları da.
Sahte olan hiçbir şeye tahammülüm kalmadı, adet yerini bulsun diye söylenen "hoş geldin"lere de, laf olsun diye sorulan "nasılsın"lara da. Gerçek bir "sana çok kırgınım"ı, alelade bir "seni seviyorum"a bin kere tercih ederim. Ben yakında instagram hikayeme laf sokmalı kahve storysi koymaya da başlarım, eee 30 olucaz artık yaşımıza uygun davranalım...
Yıllar sonra bile "Ne yıldı ama" diye hatırlayacağım bir yıl oldu 2025. Yeni yılda daha çok spor yaptığım, daha dengeli beslendiğim, daha çok kitap okuduğum ve kendimle ilgili daha gerçekçi beklentilere sahip olduğum bir hayat diliyorum kendime.
Son olarak ChatGPT'nin bu seneme yakıştırdığı görseli de ekleyip herkese iyi seneler dileyerek bu seneyi paketliyorum.

Yorumlar
Yorum Gönder